Wanted vs. Wanted - Aka: Hollywood uyarlamaları


Önceki kısımlar için:





Bölüm 5 – Marvel Now

Richard Donner’ın aydınlık Superman filmi ile Tim Burton’un karanlık Batman filmi sektörü ciddi anlamda güçlendirmişti ama her şeyi izleyiciden de iyi bilen yapımcılar devreye girerek yavaş yavaş çizgi roman uyarlamalarını ciddi filmlerden ziyade eğlencelik filmlere dönüştürmeye çalıştılar.
Bu dönemde 1966’lı yıllardaki dizisine dönmeye çalışan Joel Schumacker imzalı Batman Forever ile Batman and Robin filmlerini görürüz. Bu filmler tamamen yapımcıların yönlendirmesi ile oluşmuş filmlerdir, hatta Batman and Robin filminin Batman’i George Clooney “filmi hiç ciddiye almadım bir Gay’i oynar gibi oynadım.” diyerek ne kadar ciddi bir yapım olduğunu göz önüne sermiştir.



Neyse ki bu dönem oldukça kısa sürdü ve yeniden ciddi yapımlar görmeye başladık.
Peki, bunca zamandır bahsedip durduğumuz bu çizgi roman uyarlamalarında Marvel neredeydi?
Marvel genelde tv filmleri ve diziler ile idare etmeye çalışıyordu. Incredible Hulk dizisi büyük başarı sağlamıştı, Captan America, Spiderman gibi kahramanları da siyah ekranda (Televizyon) güzel işler çıkarıyordu, ama bu siyah ekrandaki en büyük rakibi Superman dizileri ile DC Comics’di. Sinema sektörüne girmeye çalıştığında ise serilerinin teliflerini umursamadan dağıttı. (ve halen bunları geri almaya çalışıyor) Captain America, Punisher, Nick Fury gibi yapımların yanında, yapımcıların serinin haklarını ellerinden kaçırmamak için alelacele yaptıkları iğrenç bir Fantastic Four film vardır.


Tehlikenin farkında mıydınız?

1998 yapımı Blade, Marvel fimlerinin ilk başarılarından sayılsa da dönüm noktası 2000 yapımı Bryan Singer imzalı X-Men filmidir. Film çok düşük bir bütçe ile oldukça kısa bir sürede çekilmiştir. Ardından gelen 2002 yapımı Sam Raimi’nin Spider-man üçlemesi ise Marvel filmlerine olan güveni arttırmıştır.
Bu iki filmden kısaca bahsetmekte yarar var gibi.
Öncelikle X-Men filmi Bryan Singer tarafından üçleme olarak planlanmıştır, ama Bryan singer 2. Filmin büyük başarısının ardından aklındaki Superman filmini yapmak için seriden ayrılır ve 3. Filmi Breet Ratner’a emanet eder ki serinin en kötü filmidir.

Sam Raimi ise Örümcek Adam filmleri için yapımcı firma ile uzun bir seri için anlaşma yaparak büyük bir hikaye planlamıştır ama 3. filmde yapımcılar hikayenin her filmin sonunda olduğu gibi sonraki filme açık şekilde bitmemesini isteyerek 3. filmde alelacele Venom’u seyirci ile buluşturarak izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmışlardır.
Bu arada mutlu kahramanlar da olabilir sloganı ile iki tanede Fantastic Four filmi vizyona girmiştir. Ama ilk film Doktor Doom’un hikayesini katletmiş ikinci film Galaktus gibi bir kötüyü olduk.a basit bir şekilde yok ettikten sonra tam 3. Filmleri Silver Surfer’ın hazırlıklarındayken seyircinin yuhalamaları ile karşılaşarak seriye son vermeye karar vermiştir.
Bu dönemin bir diğer önemli filmi Bryan Singer’ın Superman Returns filmidir.




Superman Returns için Singer X-Men filmlerinin de başarısını arkasına alarak oldukça büyük bir hikaye ile yapımcıların kapısını çalar. Hikaye genel olarak Kriptonun Yeniden doğuşu olarak adlandırılabilir. Bunun sebebi İlk filmin sonunda Superman denizden çıkardığı kripton kayasını uzaya fırlatmıştır, üzerinde hayat olmasa da kripton tekrar doğmuştur. Tabi seri ilerleyemediği için bunu göremedik.
Superman Returns’ün üzerinde pek durmayacağım, film karakter seçimlerinde bile hatalıydı. Kevin Spacey’nin ısrarı ile Lois Lane olarak seçilen ve film çekimleri sırasında 21 yaşında olan Kate Bosworth 7 yaşında oğlu olan bir anneyi canlandırıyordu ve bu bile filmin inandırıcılığını öldürmeye yetiyordu.
Bu dönemin önemli yapımlarından biri de Ang Lee imzalı Hulk filmidir. Film efsane olmayı kıl payı kaçırmıştır, bu nedenle iyi ile kötü arasında kalmıştır, yani sevenler tam sever sevmeyenler hiç sevmez.



Tabi ki bu kadar başarıya karşılık Marvel boş durmayıp Punisher gibi kahramanların lisanslarını etrafa dağıtmaya başlamışken hiç beklenmedik bir şey olur? 
Ne mi? Cevabı dizinin son bölümünde:

Bölüm 6 – Yepyeni Bir Gün

Marvel film piyasasındaki büyük paraları görünce radikal bir karar alarak kendi filmlerini kendi yapmaya karar verir ve kendi film stüdyosunu kurar.
Birçok önemli karakterini gözünü kırpmadan dağıtmıştır, ama o kadar da boş değildir. Avengers halen elindedir. Hiç kimsenin yapmadığı bir şeye karar verir ve kendi Marvel’in kendi sinema evrenini oluşturmak için kolları sıvar.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta sadece sinemadaki başarının çizgi roman ve yan ürünlerin satışlarını doğrudan etkilediği. Yani elinizdeki Thor kalemlerinden, Avengers ciltli kitaplara kadar her şey bu filmlerin getirisidir. Marvel bunlardan filmlerden kazandığından kat ve kat fazlasını kazanır.
Tabi ki bunları kendi üretmiyor ama bunlardan telif hakkı alıyor, bu da görünmeyen kaynaktır.
Aynı şekilde ne kadar başarılı olursa video (DvD,CD, Blu-ray) satışları da o kadar yüksek olur. Örnek vermek gerekirse Kayıp Balık Nemo’nun Video satışların kazanılan para filmin hasılatından fazladır.

Kısaca Marvel kendi stüdyosunu kurarken bizi değil gerçek sevgilisi parayı düşünerek yaptı.
Artık herkes ezberlemiş olsa da Marvel Sinemadaki ilk Event’i (büyük olayı) şu sıra ile yayınlandı.
1-      Iron Man
2-      The Incredible Hulk
3-      Iron Man 2
4-      Thor
5-      Captan America: First Avengers
6-      Avengers
Tabi hikaye sadece sinemada devam etmedi, aradaki boşlukları doldurmak için çizgi romanlar yayınlandı. Marvel bunlardan da parayı götürdü.
İlk Event için filmler arasındaki bağlantıyı kapatacak Fury’nin Büyük Günü serisini sitemizden okuyabilirsiniz. Avengers filmine kadar ki bütün olayları kapsayarak hikayeyi birbirine bağlayarak filmlerin zaman çizgisini de öğrenmiş oluyoruz.

Link: http://tcctakimi.blogspot.com/2011/05/avengers-oncesi-furynin-buyuk-haftas.html

Marvel’in Stüdyo kurması gerçek anlamda büyük bir çıkış olmakla birlikte DC cephesinde başlayan ve hızla devam eden gerçekçi süper kahraman akımına da bir karşı duruş olarak gösterilebilir.
Gerçekçi Süper Kahraman akımı dediğim maske yerine kapüşon ve güneş gözlüğü takan Flash ve Green Arrow, pelerin yerine kırmızı mont giyen Superman, tek bir yumrukla biten kavgalar, (burada izleyicinin süper bir dövüştü demesine hasta oluyorum orada dövüş vardı da biz mi kaçırdık adam tokadı bastı gitti) herkesin birbirinin kim olduğunu bildiği, sadece karizmatik olduklarını düşündükleri hareketler yapan ilginç dizi ve filmlerdir.
Ama bir Phantom var ki eski phantom kostümü ile alay etse de bence kendisi şebeğe dönmüştür.



Gerekçe olarak da izleyici gerçekçilik istiyor bahanesine sığınıyorlar. Evet, izleyici gerçekçilik istiyor ama bunu isteyen çizgi romanı sevmeyen kesim, sizin hitap ettiğiniz çizgi romanı seven kesim değil.
Marvel cephesine geri dönersek şu an için doğru yolda ilerliyor gibi. İkinci Event’i içinde
1-      Iron Man 3 – 3 Mayıs 2013
2-      Thor: The Dark World – 8 Kasım 2013
3-      Captain America: The Winter Soldier – 4 Nisan 2014
4-      Guardian of the Galaxy – 1 Ağustos 2014
5-      Avengers 2 – 1 Mayıs 2015
Bir de Ant-Man filmi var ama o bu evrede nereye denk geliyor tam bilemiyorum.
İkinci evrenin güzel olma ihtimali yüksek, fakat beni korkutan uğursuz rakam 3’tür.
Genelde 3. Parçalarda filmleri izlemeyen ya da yeni gelen genç seyircileri çekmek için filmlerin yaş sınırı düşürülür yada konu vs. o kadar basite indirgenir ki izlediğiniz filmin sonunda ölen bir karakter varsa ölenin karakter mi yoksa seri mi olduğuna karar veremezsiniz.
Bu da bana göre seyirciye yapılan bir başka saygısızlıktır. Senin bu sadık seyirciye güzel bir final verme borcun var ve sen bunu umursamayıp bu hale getiriyorsan kendi eserine de saygın yok demektir.

Eveeeeet, böylece 4 bölümlük nereden girip nereden çıktığımı sizin de anlayamadığınızı tahmin ettiğim bu uzun yazımın sonuna gelmiş olduk. İlk yazmaya başladığım yazı bu değildi ama ilk sayfa bakıyorum hakikaten o, ama 2. Sayfadan itibaren o değil, konu konuyu açmış bu hale gelmiş (Ne olmuş lan burada)

Bu yazıyı ilk yazmaya karar verdiğim de Enygma ve TopFury’e kaç sayfa olması lazım diye sordum, ‘’biz kendimize 2 sayfada karar kıldık’’ dedikler, bende onlara sadece konuşmaya başlasam 5 sayfa sürer dedim ve şu anda sayfa sayısına baktığım da çift haneyi göreli bir hayli sayfa olmuş diyebilirim. Hâlbuki yazacaklarımın çoğunu da çıkardım (daha ne yazacaksam ucuz kurtulmuşsunuz, biraz daha yazsam ciltletip kitap diye satabilirmişim)
Bu kadar uzun bir yazıyı okuyup bana eşlik eden herkese teşekkür ediyorum.
Sağlıcakla kalın, sevgisiz kalmayın.

-Glint-
Share on Google Plus