Wanted vs. Wanted - Aka: Hollywood uyarlamaları


Bölüm 3 – I Love NY


Ne iyi ne kötü arasında kalan uyarlamalar sınıfında Çizgi film uyarlamaları var, onlarda işler biraz daha farklı, yapımcı firma genelde aynı olduğu için bazen güzel bazen de kötü işler çıkabiliyor, tabi kötü yapımlar çoğunlukta.
Bu tip yapımların sorunu yine çizgi filmi izlemeyen kitleye hitap etmek istemeleri.
Filmler hep köken hikayeleri olarak başlarlar, sadık izleyicinin artık ezberlediği şeyi bir defa daha sunarlar, ama akılları sıra biraz daha gerçekçilik sağlamak için hikayeyi modernize ettiklerini söylerler.
Ve genel olarak herkesin sevdiği kahramanlar bilindik dünyalarından çıkıp bizim bildiğimiz dünyaya gelirler.  Çoğunlukla da New York’a gelirler.


Masters Of The Universe
Zamanının aksiyon yıldızı Dolph Lundgren’in başrolünde oynadığı 1987 yapımı film dönemine göre oldukça büyük bütçeli ve pahalı bir filmdir. Konusu hain iskeletor gölgeler şatosunu ele geçirip büyücüyü esir almıştır He-Man de arkadaşları ile birlikte gölgeler şatosuna saldırıp boyut kapısı anahtarını iskeletor’un elinden alarak başka bir dünyaya kaçar. Peki bilin bakalım nereye kaçar 

Hikaye o kadar fazla modernize edilmiştir ki He-man kılıcından çok afişte de görüldüğü gibi silahını kullanır.  Aynı şekilde herkesin çizgi filminden tanıdığı karakterlerden çok azı filmde vardır ve çok azı aslına benzer. Yani film seyirlik bir aksiyondan başka bir şey değildir.
Peki bütün konu çizgi filmden devam etseydi nasıl olurdu?
Bence bir şaheser olurdu.

Bu konuya da bir örnek verelim;

THE SMURFS
Zamanında Amerika da kominizim ile suçlansa da PEYO’nun şaheseri Smurfs bizdeki adı ile şirinler buna çok da güzel bir örnektir. Seyirciye hikayeyi baştan anlatmaya gerek duymaz.
Konu olarak kötü kalpli Gargamel şirinler köyünü bulur, bizimkiler kaçarken Sakarın sakarlığı yüzünden başka bir dünyaya geçerler ve bilin bakalım nereye 
Buraya da bir parantez açayım, genel olarak bakıldığında bu tip filmlerde New York’u sıkça görürüz. Sebeplerin en başında tabi ki maliyeti azaltmak geliyor, hikaye şirinlerin dünyasında geçse maliyet kat ve kat artardı, hazır kurulu bir şehirde geçmesi tabi ki maliyeti büyük ölçüde düşürüyor.  Ayrıca Belediyeler bu tip dünya genelindeki filmlere vergi indirimleri vs. gibi yardımlarda bulunarak onları teşvik ediyorlar, böylece şehirlerinin reklamı yapılmış oluyor. Tabi belediyelerin yardımı sadece filmlere değil kitaplara da var. Dan Brown’a kitabını yazmadan önce hikayenin New York da geçmesi için anlaşıldı, o da o dönem yazmakta olduğu Süleyman’ın Anahtarı kitabını değiştirerek Kayıp Sembol’e çevirdi. Zaten hikaye de Süleyman’ın Anahtarı üzerine kurulu.
Konumuza dönersek çizgi film uyarlamaları biraz dalgalıdır, en çok yapılan hata filmin sadık izleyicisi için değil de diğer kesim için yapılmasıdır. Böyle olunca da hikaye sürekli köken den başlar böylece hem sadık seyircileri, hem de yeni gelen seyircileri hikayenin derinliklerini değil de kabataslak üstüne baktıkları için sıkılırlar ve ortaya ciddi bir film çıkması da pek mümkün olmaz.
Birde yapımcılar standart bir aile konusu alıp onun üstüne film yapma hevesleri vardır, hepside aynıdır aslında hal böyle olunca hem eski hem de yeni seyircileri anın da kaybederler.




Bölüm 4 – Bu Bir Kuş - Hayır Uçak - Hayır Bu Bu--Bu ne lan böyle?


Şimdi de son uyarlama grubumuz olan çizgi roman uyarlamalarına gelelim 
Çizgi roman uyarlamalarında genelde inişli çıkışlı dönemler görmüştür.
Bunun ilk sebebi iyi filmin iyi satış rakamı getirmesidir.
Çizgi Roman uyarlamaları için çok fazla geriye gitmeye gerek yok, 1970’li yılara kadar gitsek bize yeter 
1978 tarihli Superman filmi bir milat noktasıdır.

SUPERMAN (1978)

Bu filmin Milat noktası olmasının sebebi yapımcıların kimsenin yapamadığı bir şeye cesaret ederek ilk kez yüksek bütçeli bir süper kahraman filmi çevirmeye karar vermeleridir.
Senaryo kitabı ve filmi ile olaylar yaratmış The Godfather’ın yazarı Mario Puzo’ya yönetmenlik ise polisiye ve aksiyon filmlerinin ünlü yönetimi en son yönettiği OMEN filmi ile de efsaneleşmiş Richard Donner’a emanettir.

İkili baş başa verirler ve 3 filmlik destansı bir hikaye yazarlar, her film birbirinin devamı niteliğindedir, oyuncu kadrosu ise Godfather ile efsaneleşmiş Marlon Brando’dur. Superman için ise hiç unutulmayacak bir isim seçilir, Christopher Reeve.

O zamana kadar kullanılmamış çekim teknikleri ve özel efektler kullanılır ve Film 55 Milyon Dolara mal olur. Bu zamanına göre muazzam bir rakamdır, film dünya çapında 300 milyon dolardan fazla hasılat getirir.
2. filmin yapımı hemen başlar, ama bu sırada Hollywood’un her şeyden çok sevdiği şey (para) araya girerek yapımcılar ve teknik ekip arasında tartışmalar çıkar ve ana kadro, Marlon Brando, Mario Puzo ve Richard Donner filmden ayrılırlar.
Richard Donner gitmeden önce filmin bir kısmını çekmiştir, ama ayrılan ekibe para verme korkusu yapımcılara bu sahneleri kullandırtmaz, yeni yönetmen Richard Lester o bölümleri değiştirerek Superman 2’yi çeker.
 Her ne kadar film zamanına göre oldukça güzel olsa da Mario Puzo ve Richard Donner ikilisinin planladığı senaryodan uzak ve kendi içerisinde yetersizliklerle doludur.


Yıllar sonra hayranlarının baskısı ile Richard Donner’ın çektiği sahneler gün yüzüne çıkıp Richard Donner Cut adı altında tekrardan kurgulanarak eğer bitirilseydi döneminin ötesinde bir süper kahraman filmi olabileceğini herkese gösterecektir.

Burada bir parantez açarak Mario Puzo ve Richard Donner asıl üçlemesinden bahsetmek gerekir. İlk film Superman’in doğuşu hikayesidir filmin sonunda babasının bütün uyarılarına karşılık Superman zamanı geriye alır, bunun sonucu olarak da hiç olmaması gereken bir şey olur ve Superman’in uzaya gönderdiği roket General Zod’un Hayalet Bölgedeki Hapishanesi ile çarpışır, ve general Zod “ÖZGÜRLÜK” diye bağırarak dünyaya doğru ilerler. Dünyada Superman güçlerini feda edip insan olmuştur, tekrar eski gücüne dönmek istediğinde babası (Marlon Brando’nun efsanevi performansı ile) yok olması pahasına kalan gücünü oğluna verir ve tekrar Superman dünyaya döner. (Buradaki Marlon Brando’nun konuşmaları daha sonra çekilecek 2006 tarihli Superman Dönüyor filminde de kullanılmıştır). 3. Film için de aynı ilk filmde olduğu gibi 2. Filmdeki olayların etkileri ile Superman vs. Superman kapışması hazırlanmaktadır. Maalesef ki para sevdası bizi bu şaheseri görmekten mahrum bırakır.
Artık konumuza dönelim, her ne kadar öncesinde tek tük de olsa birkaç çizgi roman uyarlaması dışında başarılı yapımlar göremesek de Superman filmi zamanın ötesinde bir başarıya yol açarak ciddi filmler ile büyük kazançlar getirileceğini kanıtladı. Böylece Conan The Barbarian, Red Sonja, Sheena, Supergirl, Swamp Thing, Weird Science, Batman, Howard the Duck gibi yüksek bütçeli ve önemli çizgi roman uyarlamalarının kapılarını açmış oldu.


Fakat işin içine çizgi romandan bi haber yapımcılar girince 3. Filmde komediye kaymaya başlayan seri 1987 de çıkan 4. Filmde resmen video filmi havasında izleyeni utandırarak son noktayı koymuş oldu.


-Glint-
Share on Google Plus