Iron Man 3 - Sevinmek İçin Erken


DEMİR ADAM TAM GAZ GELİYOR!



İntikamcılar savaşı kazanmış olabilir. Ancak kutlama yapmanın zamanı değil. Şimdi herkes kendi problemleri ile ilgilenmek zorunda.


‘’Avengers’’ filminde neredeyse ikinci perdenin tamamını kaplayan New York savaşını, ağzımız açık bayıla bayıla izledik. (Hiç itiraz etmeyin, en baba DC sever bile zevk aldığını itiraf ediyor artık!) Tony Stark hem kişiliği hem de metal dış kabuğu ile birlikte bu savaşta, tartışılmaz çok büyük rol oynamıştı. Hele ki Kaptan Amerika’nın ‘’Sen kimsenin hayatını umursamazsın, sadece kendini düşünürsün!’’ şeklindeki argümanını utandırırcasına yaptığı son hamle adamımıza kahramandan öte bir boyut kazandırarak ‘’Süper Kahraman’’ yapmıştı.

Özeti bir yana bırakalım şimdi. Ve o son ana gelelim… O an bir şey oldu… Uzay boşluğuna bombayı fırlatıp da nükleer patlamanın iştihamını izlediği o küçücük mili-saniyede, Tony bir şeyi fark etti. Evrende ondan çok daha güçlü varlıklar var! Ve korktu. Anthony Edward Stark, her şey ile dalga geçen adam, o anda korkuya yenik düştü. Ve üçüncü filmde de bu korkuların etkisinde orta yaşlı bir süper kahramanın nasıl bir panikle, paranoyayla hareket ettiğini göreceğiz. Gücünün yetmediği şartlara karşı neler yapabileceğini ya da yapamayacağını göreceğiz.


Üçüncü filmin karanlık yapısının ve korku konseptinin Nolan’ın ‘’Dark Knight’’ konsepti ile aşırı benzer olduğunu söyleyen bir seyirci kitlesi var. Bakın ‘’Seyirci’’ diyorum, ‘’Okuyucu’’ değil. Zira ‘’The Invincible Iron Man’’in yıllardır süre gelen öykülerinden en azından birkaç macerasını bile okuduysanız, bu olguların Tony Stark için yeni şeyler olmadığını görürsünüz. 60’lardan beri adamın başına o kadar şey geldi ki, bu adam resmen feleğin çemberinden geçti! Evet, bu adam şimdiye kadar her türlü ruh haline en az birkaç kez girmiştir. Vizyonda göreceğimiz Tony için bu bir ilk olsa da, Demir Adam konsepti için bu hiç yabancı bir kurgu değil.

Yine de, şahsım adına konuşuyorum: Ben koyu bir Demir Adam hayranı olarak bu tip öykülere gelene kadar ‘’Demon In A Bottle’’ (Şişedeki Şeytan diyelim) gibi Tony’nin daha dibe battığı, daha karamsarlığa kapıldığı, daha da sapıttığı, kahramandan çok insan olduğunun en büyük kanıtı olan alkol problemlerinin başına iş açtığı bir film izlemek isterdim. Ama anlaşılan önce kahramanımızın yeniden dirilişini göreceğiz. (Hayır, Rises gibi bir şey değil) (Yahu nereden çıktı bu Batman ile Iron Man’i karşılaştıranlar. Sizin yüzünüzden filmi inceleyeceğimize farkları inceliyoruz! Bi bitin artık arkadaş yahu, kaybolun!) En iyisi ben yönetmenimizden alıntı yapayım: Adamımız Asgard’da doğan bir tanrı değil, Gamma radyasyonuyla da vurulmamış, damarlarında dolaşan bir süper asker serumu da yok… Onun gücü beyni. Beyni ve yüreği. Nasıl ve ne zaman olursa olsun, Tony Stark’ı köşeye sıkıştırıp bu durumdan nasıl kurtulacağını çözmesini seyretmek her zaman heyecan vericidir.


Adam ne güzel de söylemiş yahu. Demir Adam’ın olayı da bu zaten. Ufak tefek kötü adamlarla kapışmalarını bir kenara bırakırsak, ne zaman büyük kötülerden biri ile karşılaşsa başına gelen budur. Önce tamamen zirveye çıkar. Tam dünyanın tepesinde oturduğunu düşünürken birden bire karşısına çıkarlar. Ayağını kaydırırlar. Elinde avucunda ne varsa alırlar. Zırhı, parası, sevdikleri… elinde hiçbir şey kalmaz. O da bir şekilde bunlardan yırtar ve ortadan kaybolur. İnzivaya çekilir. Ve sonunda bir şekilde, (yalnızca Reed Richards’ın alt edebileceği) o büyük dehası ile bulmacayı çözmenin ve bu oyunu kazanmanın bir yolunu bulur. Yani en yakın ‘’World’s Most Wanted’’ var bunun örneği.

Yine bir okuyucu olarak başka bir rahatsızlığımı dile getirmek istiyorum. Mandarin. Ben Kingsley’in rol için ne kadar iyi olduğu tartışılır. Oyunculuğuna sözüm yok, ancak rolü kaldırıp kaldıramayacağını artık filmden sonra göreceğiz. Ama anlaşılan o ki Mandarin fantastikten çok sıradan bir karakter olarak işlenmiş. Yani aslında parmaklarındaki o on yüzükten her birinin farklı bir gücü olması gerekirken, anladığımız kadarıyla o yüzükler sadece birer sembol olarak kullanılmış. En azından fragmanlarda öyle görünüyor. Yani, bir gücü olsa her halde şimdiye dek gösterirlerdi?! Aksine kendisi sadece bir ‘’Terör Örgütü Lideri’’ sıfatı ile aşağılanmış. Terör örgütünün adın ne? ‘’TEN RING’’ On halka… hayır: On yüzük..! Peki Anthony Stark’ı birinci filmde kaçıran terör örgütünün adı? TEN RING! Yani Mandarin’in girişinin ilk filmden beri düşünülen bir şey olduğu belli. Anlaşılan olaylar Obadiah’dan da öteymiş.

Her neyse, daha gelmesine aylar olan ve sadece iki küçük fragman yayınlanmış olan bir film için bu kadar öngörü, eleştiri ve açıklama fazla zaten. En iyisi bekleyip görmek olacak. Film gelene dek bizim de size bir takım sürprizlerimiz olacak. Biraz filmle ilgili ama çoğunlukla Demir Adam ile ilgili. Bence seveceksiniz.

Bu arada, Robert Downey Jr.’ın Iron Man 3 ile birlikte Demir Adamlık ehliyet süresi son buluyor. Anlaşma 3 film ve +1 Avengers içindi. Bundan sonra anlaşma yenilerler mi yoksa 007 serileri gibi her dönem başka biri mi oynar artık, belirsiz.



-TopFury-
Share on Google Plus