DJANGO GERİ DÖNÜYOR



Yazının başlığını okuduğunuzda “ulan film daha gösterime girmedi, devam filmi mi geliyormuş” diyebilirsiniz.  Ama burada söz konusu olan yaklaşık 50 yıl önce ortaya çıkmış bir karakterin geri dönüşü. Quantin Tarantino’nun yeni filmi Django Unchained’ı, 1960’lı yılların ortalarından 1970’li yılların sonlarına kadar önce Avrupa’yı sonra da tüm dünyayı etkisi alan (Amerika dâhil) Spagetti Western’lerin ve yine 1960’lı yılların sonlarında ortaya çıkan Blaxploitation filmlerinin bir birleşimi olarak düşünebiliriz. Yazımız bu film ya da çizgi romanı hakkında bir inceleme değildir. Türkiye’de çok az bilinen bu iki türle ilgili biraz detay verip, filmin beslendiği kaynaklar hakkında takipçilerimizi bilgilendirmek istedik.




Spagetti Western, 1960’lı yıllarda, tam da Amerika’da Western türü düşüşe geçmişken ortaya çıkıp tüm dünyayı kasıp kavuran İtalyan Western’lerine Amerikalıların taktığı isimdir. Başlangıçta bu isim küçümseme maksadıyla kullanıldıysa da - bugün dünyanın her yerinde hatırı sayılar bir hayran kitlesine sahip - türe hakkını vermekte gecikmemişlerdir. Öyle ki, Yul Brynner, Jack Palance, Charles Bronson ve Stephen Boyd gibi dönemin ünlü Hollywood aktörleri İtalya’ya gelip bu filmlerde rol almışlardır. 1970’li yıllarda, Türkiye’nin o dönem çok moda olan yazlık sinemalarında bu filmlere yer bulmanın çok zor olduğu söylenir. İnternet ve tüm dünyada yaygınlaşan DVD çılgınlığı, benim de aralarında olduğum yeni nesil Spagetti Western fanları yaratmıştır. Yeri gelmişken bugün hala bu filmlerin neredeyse tamamını bir arada bulabileceğiniz tek kaynak olan cinemageddon sitesinin önünde saygıyla eğiliyorum.

Bu filmlerde kullanılan az konuşan, çok hızlı silah kullanan ve sinir bozucu derecede soğukkanlı cool anti-kahramanlar; kasaba halkını kapitalist bir baskı altına alan zalim güç unsurları;  intikam teması; had safhada kullanılan şiddet ve kan; saçı sakalı birbirine karışmış, üstü başı toz içinde, yırtık dökük elbiseler giyen karakterler; özellikle düello sahnelerinde tavan yapan ve sahneyi neredeyse bir operaya dönüştüren müzik, gözlere zoomlamalara kadar varan yakın plan çekimler ve seyirciyi içine alan hızlı kurgu, türün en göze çarpan özellikleridir.

Her ne kadar, gerek İtalya’da gerekse Almanya ve İspanya gibi diğer Avrupa ülkelerinde daha önceki yıllarda da Western filmleri yapılmış olsa da, Sergio Leone’nin 1964 yılında çektiği A Fistful of Dollars (Bir Avuç Dolar) filmi genel olarak ilk Spagetti Western olarak kabul edilir. Akira Kurosawa’nın 1961 tarihli filmi Yojimbo’nun Vahşi Batı’ya uyarlanmış versiyonu olan film beklentilerin çok ötesinde bir başarı kazanarak fitili ateşlemiştir. 1966 tarihli ilk Django filminin temeli de bu noktada atılmış olur. Sergio Leone’nin arkadaşı ve daha önce de birkaç Western filmi çekmiş olan Sergio Corbucci kendi Yojimbo uyarlamasını çekmeye karar verir. Django karakterini yaratırken, bir gazetedeki günlük çizgi-bantta gözüne ilişen, peşinde sürüklediği tabutuyla maceradan maceraya koşan bir karakterden esinlendiği bildirilmektedir.

Django (1966) filminden bir sahne.
Sözü geçen her üç filmde de tema aynıdır. İki güçlü grubun çıkar çatışması altında bir kasaba, bu iki grup tarafından zulüm gören bir kasaba halkı ve kasabaya gelen gizemli bir yabancının her şeyi değiştirmesi. Yojimbo’da bu gizemli yabancı kılıç ustası bir ronin’ken,  A Fistful of Dollars’da Clint Eastwood’un müthiş performansıyla popüler kültürümüzde sağlam bir yer edinen (özellikle İyi, Kötü ve Çirkin filmiyle), hızlı silahşör “cool kovboy” The Man with No Name (İsmi olmayan adam) karakteridir. Sergio Corbucci, Django filminde olayı bir adım daha ileri götürerek, işin içine “kapanmamış bir defter” eklemiştir. İç Savaş sonrasında geçen filmde, üzerindeki kuzeyli elbisesiyle Meksika sınırında yer alan bir Texas kasabasına gelen Django aslında intikam peşindedir. Meksikalıları temizlemeyi ilahi bir görev olarak kabul eden Güneyli Binbaşı Jackson ile geçmişe dayanan bir hesabı vardır.

    A Fistful of Dollars fiminde Clint Eastwood ve Yojimbo filminde Toshirô Mifune

 Django karakteri, onu ilk kez canlandıran İtalyan oyuncu Franco Nero’yla özdeşleşse de sonraki 15 yıl içerisinde farklı oyuncular tarafından canlandırılan 20 civarında Django filmi çekilmiştir. Hatta Cango Korkusuz Adam (1967) isimli bir Yeşilçam filmi de mevcuttur.

Django Unchained’in fragmanında gördüğümüz sahnede Jamie Fox’un yanında oturan kişi, Django karakterini ilk canlandıran isim olan Franco Nero’dur.


Django’nun ardından, her biri adate çizgi romandan fırlamış bir dizi yeni karakter ortaya çıkmıştır. Giuliano Gemma ile özdeşleşen Ringo, Gianni Garko ile özdeşleşen Sartana, Lee Van Cleef ile özdeşleşen Sabata, Terence Hill ile özdeşleşen Trinity ve George Hilton ile özdeşleşen Hallelujah bunlardan bazılarıdır. Tıpkı Django karakteri gibi farklı oyuncular tarafından canlandırılan bu karakterlerin ortak çalıştığı filmler de çekilmiştir. Özellikle Django ve Sartana çok sık bir araya gelmiştir. Genellikle kendi çıkarları için çalışan ve büyük bir kısmı ödül avcısı olan bu karakterleri birer anti-kahraman olarak değerlendirmek mümkündür.


 

Quantin Tarantino’nun Spagetti Western merakı, türün hayranları için bir övünç kaynağıdır. Öyle ki Spaghetti Western fanları tarafından oluşturulmuş her sitede bir Tarantino röportajı ya da “Tarantino’nun en sevdiği 20 Spagetti Western” şeklinde yazılara ulaşmak mümkündür. Tarantino’nun önceki filmlerinde Spagetti Western’lerden çok fazla etki mevcuttur. İlk olarak Rezarvuar Köpekleri’nde kullandığı alışılmışın dışındaki şiddet sahnelerinin kökenini Django’ya kadar geri götürülebilir. Bunun dışında Soysuzlar Çetesi ya da Kill Bill gibi filmlerinde kullanılan müziklerin büyük bir kısmı doğrudan Spagetti Western’lerden alınmıştır.

Django Unchained filminde de görülen karaktere özgü müzik kullanımı Spagetti Western’lerde çok sık karşımıza çıkan bir unsurdur ve bence en güzel örneği Sergio Leone’nin Once Upon a Time in the West filminde yer almaktadır. Django Unchained filminde yer yer karşımıza çıkan Django şarkısının orijinal Django filminden, filmin ana karakterlerinden Dr. King Schultz için çalan His Name was King şarkısının da 1971 tarihli, ismini Richard Harrison’un canlandırdığı King karakterinden alan başka bir Spagetti Western’den alındığını da not düşelim.

Spagetti Western’lere çok daldık biraz da Blaxploitation türünden bahsedelim. 1960’lı yıllarda parlayan, düşük bütçeli, bol kanlı, şiddet içerikli ve cinsel öğeler barındıran filmler için kullanılan exploitation (sömürü) teriminin başına black eklenerek türetilen bir terimdir. Başrollerinde zenci karakterlerin yer aldığı bu filmler, sinemadaki beyaz egemenliğine bir tepkidir. Başroldeki “badass” zencinin beyaz bir kadınla yaşadığı ilişki çoğu zaman fetiş bir arka planda geçmektedir. Özellikle 1971 tarihli Shaft filmiyle parlayan bu akım 70’li yılların sonuna doğru ortadan kalkmıştır. Özellikle Jim Brown’un başrolde olduğu bir dizi Western filmi de bu aralıkta yapılmıştır. Raqual Welch ile baş rolü paylaştığı 100 Riffles (1969) ve Lee van Cleef ile başrolü paylaştığı El Condor (1970) en bilinenleridir.

Jim Brown ve Raqual Welch 100 Rifles filminde…

Özetleyecek olursak, bu film benim gibi 60’lı ve 70’li yılların kendine özgü havasını ve tuhaf denemelerini seven sinema meraklıları için çok şey ifade ediyor. Tarantino’nun hem gişede hem de eleştirmenlerin gözünde başarıyla sonuçlanan bu atağıyla birlikte bu tarz filmlerin beyaz perdeye daha sık uğrayacağını umut ediyorum.

---Sargon---
Share on Google Plus